Her işletmenin bir ömrü vardır, yani işletmeler sonludur. Madencilik projeleri de bu bağlamda farklı değildir. Kimi maden projesinin ömrü kısadır, bazılarının daha uzundur, çok azının ömrü ise yüz yılı aşabilir. Ancak madenciliğin doğası gereği, er ya da geç madenden elde edilecekler tükenir ve maden terk edilir. Maden arazisinin geçici olarak kullanımından sonra bu araziye ne olacağı üzerine fazla çalışma yapılmaz. Madencilik faaliyetlerinin yoğun olarak yapıldığı, bunun yanı sıra arazi kaynaklarının genel anlamda sanayileşme, nüfus artışı gibi baskılara bağlı nedenlerle sınırlanmayla karşı karşıya olduğu ülkelerde ise her türlü geçici kullanım sonrası arazinin değeri ve yeniden kullanımı ciddiyetle çalışılmış konulardır.
Ülkemizde bu konu açısından önem arz eden ilk adım, 2004’ten beri üzerinde çalışılan, çeşitli örgütlerin görüşüne sunulmuş olan ve 2007’nin son günlerinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği” ile atılmıştır. Bu yönetmeliğin odağının “madencilik faaliyetleri” ve “doğaya yeniden kazandırma” ile sınırlı olması, sürecin çok başında olduğumuzu göstermektedir. |